Suna KELEŞOĞLU

 

CANNES FİLM FESTİVALİ

Uzun bir aradan sonra sımsıcak bir Merhaba ile gelmek istiyorum karşınıza.

Yazılarımı özleyenler oldu mu bilmiyorum ama ben kahvemolasında yazmayı çok özledim.

Herkes yaşam koşuşturmacasında bir yerlere yetişmeye çalışırken, ben de ikinici kızımı büyütmenin telaşına kapıldım.

Cannes Film Festivali başlamasaydı belki de yeniden yazmaya başlayamayacaktım.

Sinema ve festival havası bana yaradı.

Bakmayın altı aylık bir bebekle film film gezecek değilim ama ben bu yazımla sizlere Cannes’daki genel festival havasını yaşatmaya çalışacağım.

Cannes şehrine en yakın havaalanına uçaklar inip kalkarken, sinema dünyasının yıldızları da Cannes sokaklarında birer birer görünmeye başladılar.

Bu sene 61. düzenlenen Film Festivali Brezilya’lı yönetmen Fernando Mereilles'in "Blindness" filmiyle açıldı. Jüri başkanı politik ve asi tavrıyla tanıdığımız Sean Penn bölgedeki yerel gazeteye verdiği röportajında kazanan kim olursa olsun buraya katılan tüm filmlerin desteklenmesi gerektiğini sık sık vurguladı.

Festivalde iki gurur birden yaşıyoruz. Her ne kadar festival ana sayfasında da olmak üzere isminin başında Alman yönetmen ünvanı olsa da, bizden biri Fatih Akın bu sene “Un certain Regard” bölümünün jüri başkanı olarak sık sık adından ve filmlerinden söz ettirmeyi başarıyor. Sempatisi ile fotoğraf karelerine her daim gülen pozlar veren yönetmeni yakından tanıyanlar da onun bu mütevazi tavrından hep beğeniyle söz ediyorlar. Jüri başkanı olarak da bu sene festivalde çok konuşulanlar arasında yer alması bir sonraki filminin tanıtımı açısından da önemli adımlar katedilmesini sağlıyor.

Üçüncü filmiyle yarışmada, dördüncü filmiyle festivalde olan ve son yıllarda artık özellikle Fransa sinema dünyasında beğeniyle takip edilen Nuri Bilge Ceylan ise büyük bir gizlilik içinde tamamladığı “Üç Maymun” filmi ile Perşembe günü basınla, Cuma günü ize genel izleyici ile buluştu. Filmin oyuncuları ve yapımcısıyla film gösterimine katılan Ceylan, senaryoda birlikte çalıştığı ve daha önceki filmlerinde de her zaman yanında olan eşi Ebru Ceylan ile bir kere daha kırmızı halıda festivale merhaba derken, kalbim onun filminin festivali bir ödülle tamamlamasından yana atıyordu.

İlk sinema filminde oynayan dizilerin tanıdık yüzü Hatice Aslan ve müzisyenliğinin yanısıra oyunculuğu ile de var olmaya çalışan Yavuz Bingöl ise kırmızı halıdan geçişleri sırasında sinemada yeni işlere imza atacaklarına dair ipuçları veriyordu.

Filmi seyretmesem de , çevremdem aldığım yorumlar şansı olduğu yönündeydi. Özellikle daha festivalin ilk haftası olması da nedeniyle bir çok film izlenmemişti ama eleştirmenler Ceylan’a geçer not vermişlerdi.

Filmin tanıtımlarından, yönetmenin verdiği röportajlardan ise anladığım kadarıyla gerek konusu gerekse oyunculuk itibariye Nuri Bilge Ceylan’ın giderek kabuğundan çıkarak o minimalist çizgisini yine de korumaya çalışarak daha genel izleyiciye hitap eden film yaptığını anladım. Bugüne kadar yönetmenin tüm filmlerini izlemiş biri olarak gerek konu, gerekse oyuncu seçimi ile ilk filmlerinde daha içe dönük bir hava seziliyordu. Her zaman fotoğraf tekniğini iyi bilmesinin avantajlarını kullanan ve başarılı görüntüleri ile filmlerinde görsel şölen sunan yönetmene ve ekibine festivalde başarılar diliyor,  kapanış gecesi onları sahnede görmek istediğimi gönlümdem geçiriyorum.

Bu seneye damgasını vuracaklardan biri de festival boyunca Türk Sinemasının tanıtımın yapıldığı Türk pavyonu ve Türk Gecesiydi. Kültür ve Turizm Tanıtma Genel Müdürlüğü, Sinema ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Paris Büyükelçiliği katkıları ve SEYAP aracılığıyla düzenlenen Türk pavyonu konuklarını en iyi şekilde bilgilendirirken,

17 Mayıs akşamı Rado plajında gerçekleşen Türk Gecesi ise gerek ünlü katılımcıların ve gerekse Selim Sesler orkestrasının canlı performansı ile davetlilere güzel anlar yaşattı.

“Üç Maymun” filminin tüm ekibi oradaydı. Trakya müziği Cannes sahillerinde yankılanırken geceye katılan yabancı konuklar büyük bir memnuniyet içindeydiler. Umarım bu hem Türkiye’nin hem de Türk Sineması’nın tanıtımı açısından büyük ses getirir.

Festival boyunca bir film bile izlememiş ve sadece bu geceye davet edilmiş biri olarak size yazabilceklerim bu kadar.

Bu sene bahara ve festivale imza atan bir diğer unsursa bir başlayıp bir yağan yağmur. 25 Mayıs’da sona erecek festivalde başka notlarım olursa sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Ben şimdilik evdeki film yönetmenim 6 aylık bebeğimin filminde oynamak üzere aranızdan ayrılıyorum.

SunA.K

19.05.2008/Grasse

Bu yazı 20.05.2008 tarihinde www.kahvemolası.com’da yayınlanmıştır.


Yazarımızın Festivalle ilgili diğer yazıları:

Cannes
Cannes ve Türk Sineması
Cannes Festivali-2003-1
Cannes Festivali-2003-2
Cannes Festivali-2003-3
Cannes Festivali-2005
Cannes Festivali-2006
Cannes Festivali-2007
Cannes Festivali-2008-1
Cannes Festivali-2008-2
Cannes Festivali-2008-3
Cannes Festivali-2008-4